31 Temmuz 2025 Perşembe

Vitruvius Yeşil: Doğanın Ruhu, Antik Zanaatla Buluşuyor

 


Yalnızca kullanmak için değil, hissetmek, hatırlamak ve bağ kurmak için üretilen bir parça.  Antik dünyanın estetiğini, doğanın iç sesini ve el işçiliğinin sıcaklığını bir araya getirmeye çalıştığım bir tutam fincan.

30 Temmuz 2025 Çarşamba

Tamgasay Fincanı | Kımızın ve Bozkırın Hikayesi


Hatırlamak için, hissetmek için ve bir yerlerle – ya da bir zamanlarla – yeniden bağ kurmak için yapılmış Tamgasay fincanlarımı bu duygularla tasarladım. Her türlü sıcak soğuk içecekleriniz, kahve likör, sake.. Ama en özeli ''Kımız'' olurdu herhalde...

Bu fincanlar, binlerce yıl öncesinden bugüne gelen sesleri kaya yüzeylerine kazınmış izlerden toplayarak taşıyor. Her biri küçük birer totem gibi; zamana direnen, anlamla yoğrulmuş, ruhu olan objeler…

İçine sadece kahve değil, geçmişin fısıltılarını da doldurabileceğiniz bir fincan.
Her yudumda, Orta Asya’nın soğuk bozkır rüzgârı kulağınıza bir destan mırıldasın istedim.
Tamgasay’ı sıradan bir içki kabı olarak değil; bir zaman kapısı, bir hatırlatıcı, bir yemin nesnesi olarak düşündüm.

29 Temmuz 2025 Salı

Tisania ile Başlayan Sessiz Ritüelim

 



Dış dünya uzaklaşır, sesler yerini hafif bir uğultuya bırakır, zaman ağırlaşır.
O anlarda elinizde olmasını isteyebileceğiniz bir çay kupasıdır Tisania... Adını taşıdığı o yumuşak sesin ardında, binlerce yılın hafızasını taşıyan bir sessizlik gizli. Bu kupa iç sesimi duymaya başladığım anlarda, sabrın, niyetin ve sadeliğin sembolü olur benim için.

 

Ergene Kam'ın Hikayesi



Bu şamanik mitolojik anlatı orta asya'nın kadim halkları arasında kuşaktan kuşağa
aktarılan, doğa ile ruh arasındaki bağı kuran Kamların kutsal yolculuklarından çıkış
alan yeni bir hikaye yi konu alır.

 

Şaman anlatıları, yalnızca bireysel yolculuklar değil; aynı zamanda toplumun kolektif
bilinçaltını şekillendiren mitolojik yapılardır. Geyik figürü, Türk ve Orta Asya mitolojilerinde hem yol gösterici ruh hem de soyun taşıyıcısıdır. Bu anlatı, arketiplerin
ve ritüellerin içinde bir hakikatin yankısını taşır.

Doğanın Bilgeliğine İşaret Eden Bir Kolye

 






Bu kolye, doğanın bilgeliğiyle ve kadim sembollerin ruhuyla şekillendi diyebilirim.

Orta Asya ve Sibirya şamanizminin güçlü sembollerinden ilhamla yapıldı..
Kolyede yer alan geyik figürü, benim için zarafetin, rehberliğin ve farklı boyutlar arasında geçişin simgesidir. Şaman figürü ise içsel dönüşümün, ruhla beden arasındaki köprünün, bir yolculuğun sembolü.

Özenle tasarken olabildiğince ''Sade'' kalmasınıda istedim. Bu sadece bir süs değil.. Bir anlam taşımalıydı. Doğayla ve insan ruhunun derinlikleriyle kurduğumuz o görünmez bağı yeniden hissettirecek bir tılsım olsun istedim.

 

24 Temmuz 2025 Perşembe

Şamanik Bilgeliğin İzinde Bir Kolye - Şifacı

 


Sipariş Sayfası

Şifacının Çağrısı
“Eli ot, sözü dua, gözü gökyüzünde...”

Bozkırın rüzgârında yankılanan davul sesleriyle başlar şifacının yolculuğu…
Orta Asya'nın sonsuz gök kubbesi altında, şaman — ya da eski Türkçedeki adıyla “kam” — sadece bir tedavi edici değil, ruhlarla konuşan, bitkilerle anlaşan, görünmeyenin bilgisine varan bir varlıktır.

Anadolu’ya uzandıkça, bu gelenek biçim değiştirir ama özü kalır.
Kimi zaman bir ocakzade, kimi zaman dağ köylerinde bilge bir “otacı” ya da ana bacı olur.
Ama hepsi aynı kaynaktan beslenir: doğa, atalar ve ruhların bilgeliği.

Anlamda derinlik, biçimde sadelik... 



Anadolu'da Şamanizmden İslam’a Uzanan Sembolik Yolculuk

 

İnançların Katmanlı Tarihi: Birbirine Karışan Yollar

İnançlar tarih boyunca değişmez değil, dönüşür. Eski Türk topluluklarının Şamanik dünyasıyla başlayan ruhsal yolculuk, İslamiyet’in kabulüyle kesintiye uğramamış, aksine zamanla katmanlaşarak zengin bir senteze dönüşmüştür. Anadolu bu sentezin en yoğun yaşandığı coğrafyalardan biridir. Peki, bu geçiş nasıl yaşandı? Hangi ritüel ve semboller eski inançlardan günümüze taşındı?

Bu yazı, Şamanizm ile İslam arasında Anadolu topraklarında örülen bu tarihsel geçişkenliği; ritüeller, semboller, mekânlar ve sanat eserleri üzerinden inceliyor.

Doğa, Ruh ve İçsel Özgürlük Üzerine Bir İnceleme

 Stoacılık ve Şamanizm Arasındaki Derin Bağlar 

Farklı coğrafyalarda, farklı tarihsel ve kültürel bağlamlarda gelişmiş gibi görünen Stoacılık ve Şamanizm, insanın varoluşuna, doğayla ilişkisine ve ruhsal deneyimlerine dair benzer temel anlayışlara sahiptir. Stoacılık, Antik Yunan ve Roma dünyasında, özellikle MÖ 3. yüzyılda Atina’da ortaya çıkan felsefi bir okul iken; Şamanizm, çok daha eski çağlara ve dünya genelinde özellikle Orta Asya, Sibirya ve Kuzey Amerika gibi bölgelerde görülen bir inanç ve uygulama sistemi olarak karşımıza çıkar. Her ikisi de farklı metodolojilerle yaklaşsalar da, insanın doğa yasalarına uyum sağlaması, içsel özgürlük ve ruhsal denge kavramları etrafında birleşir.

Bu makalede Stoacılık ve Şamanizm’in temel kavramları karşılaştırmalı olarak ele almaya, bu iki gelenek arasındaki felsefi, kozmolojik ve ruhsal bağları incelemeye çalıştım.