Bu kupa, bir çağın tozunu taşıyor; ellerimde yeniden biçim buldu, ateşle kutsandı.
Her bakışta, her dokunuşta o eski avcıların duasını hatırlatmasını istedim.
Çünkü bana göre seramik, yalnızca şekil değil; bir hatıranın toprakta yeniden doğuşudur.
Sibirya ve Altayların rüzgârını, avcı-toplayıcı “Ön Türk” toplulukların bozkır yaşamını ve Göktürk Kağanlığı’nın köklerindeki o kadim ruhu hissettirmek istedim.
Bu kupa, yalnızca bir içecek kabı değil; bir dönemin sesini, doğayla
kurulan kutsal bağın izlerini taşıyan bir anlatı aslında.










.jpg)


